>
Myspace Backgrounds


  Biz bir vadiden ''ALLAHU EKBER''!!! diye sesleniriz,Bu ses karşı vadide ÖZGÜRLÜK diye yankılanır (Samil BASAYEV):::.

Scroll images by bigoo.ws

Myspace CodesMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace, Myspace CodesMyspace CodesGlitter GraphicsMyspace BackgroundsMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace, Myspace CodesMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace LayoutsMyspace LayoutsMyspace LayoutsMyspace BackgroundsMyspace LayoutsMyspace LayoutsMyspace LayoutsMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace, Myspace CodesMyspace Layouts




dostun şahsında kaybolan ve kaybolmaya aday her kese merhaba umudumu yitirmedim yarınlara sözüm vardır

' SAYFAMDA   dakika   saniye kaldınız.Tekrar beklerim…

« Önceki |

12/10/2006

danone yoğurtlarına dikkat

Amerikada faaliyet gösteren bir Web sayfasında Kanada’da üretilen DANONE yoğurtlarında haram olan jelatinin katkı maddesi olarak kullanıldığı ifade edilmektedir. Aynı patentle ülkemizde faaliyet gösteren DANONE ürünlerini üreten firma acaba, kendi ürünleri için ne diyecek? Açıklama yaparsa biz de sitemizde yayınlarız.
Haberin İngilizce aslı: Gelatin in most Danone yogurts

A routine check of select products at supermarkets has found that most Danone yogurts in Canada contain gelatin. Gelatin is an odorless and tasteless protein substance like glue or jelly, and is obtained by boiling the bones, hoofs, and other waste parts of animals. It dissolves easily in hot water and is used in making foods such as jellied salads and desserts.”

Bu haberimiz 13.09.2003’te yayına girmiş ve haber arşivimizde de halen mevcut bulunmaktadır. Haberimizde de belirttiğimiz gibi aynı patentle üretim yapan Türkiye’deki DANONE firmasından bir açıklama bekledik. Fakat 18 ay geçmesine rağmen bir cevap alamadık. Ancak 19.Haziran 2005 tarihli SABAH Gazetesi ekinde DANONE Yoğurtlarının tarihi geçmişi ile ilgili ilginç bir yazı yayınlandı. Kısaltarak alıntıladığımız bu yazıyı dikkatlerinize sunuyoruz.

DANONE YOĞURTLARI

Selanik'ten 1912'de İspanya'ya göç eden ünlü Karasu ailesinden Dr. İzak Karasu, adını Isaac, soyadını da Carasso olarak değiştirdi. 1. Dünya Savaşı'nda bağırsak enfeksiyonundan ölen çocuklara çare ararken çocukluğunda kendilerine yoğurt satan Selanikli'yi hatırladı. Evinin bodrumunu mandıra yaptı ve 1919'da yoğurdu ilaç olarak geliştirip eczanelerde sattı. İlacın adını oğlunun isminden esinlenerek Danone koydu. Bir sanayi devi işte böyle doğdu.

27 Nisan 1909 Salı günü öğleden sonra Yıldız Sarayı'nın ardına kadar açılmış büyük demir kapısından içeri yağız atların çektiği peş peşe dört kupe fayton girdi. Serin, zaman zaman yağmurun çiselediği bir gündü. Mabeynciler dört faytondan inen Meclis-i Milli heyetini saygıyla selamladıktan sonra önlerine düşüp sarayın arz salonuna yönlendirdiler. Osmanlı İmparatorluğu'nu 33 yıldır yönetmekte olan 34'üncü padişah II. Abdülhamit geniş pencerelerden Boğaz'ı seyrediyordu. Dalgın ve hüzünlü.çökmüş ve kamburu çıkmış. Başmabeyinci konukları haber verdi. Ağır adımlarla koltuğa oturdu. Tahtlar çoktan, kendisinden çok önce Topkapı Sarayı'nın hazine dairesine kaldırılmıştı. Dört kişilik heyet içeri girdi. Biri başkan olduğunu vurgulamak için diğerlerinden bir adım önde. Başlarını hafifçe öne eğerek II. Abdülhamit'i selamladılar. Padişah gelişmeleri biliyordu, heyetin kimlerden oluştuğunu da mabeyn başkâtibi Cevat Bey'den öğrenmişti. Kısa bir sessizlikten sonra heyetin başkanı ya da sözcüsü sebeb-i ziyaretlerini anlatmaya başladı. O sözcünün adı Emanuel Karasu'ydu. Selanik Mebusu Karasu özetle Meclis-i Milli'nin Abdülhamit'in hal'ine karar verdiğini, kendilerinin bunu tebliğle görevlendirildiklerini söyledi ve hükmü üç sözcükle özetledi: "Millet sizi istemiyor." Abdülhamit'in gizlemeye çalıştığı acıyı ela gözlerinden bir anlığına gelip geçen keder bulutları ele verdi. Gözlerini heyet üyelerinin üstünde gezdirdi. Sırayla. Sonra tane tane konuştu: "Bir Türk padişahına ve İslam halifesine hal' kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?" Emanuel Karasu (Yahudi), Aram Efendi (Ermeni), Esat Toptani (Arnavut) ve Ahmet Hikmet Paşa (Abdülhamit'in uzun süre yaverliğini yaptıktan sonra muhalefet saflarına geçen Gürcü) hiç tepki vermediler.

Abdülhamit ve yakınları hemen o gece Sirkeci'den trene bindirilip Selanik'e gönderildi. Selanikli Emanuel Karasu da yıllarca düşlediği bu "son"u görmenin mutluluğuyla, hayatının en unutulmaz gecelerinden birini yaşadı. Emanuel Karasu, Selanik'te doğup büyümüş bir Yahudi'ydi. 400 yıl önce, 1492'de İspanya'dan sürülmüş ve Sultan II. Beyazıt'ın izniyle Selanik'e yerleşmiş Sefarad'lardan idi. Hukuk öğrenimi görmüştü. Avukatlık yapıyordu ve meslektaşlarının cesaret edemediği garip davaları alıp müvekkillerine kazandırmasıyla ün yapmıştı. Bir ayağı İtalya'daydı o sıralar. İtalyan vatandaşlığına geçtiği çok yıllar sonra ortaya çıktı. Roma ama özellikle Venedik'te kurduğu dostluklar onun bir "ilk"e imza atarak tarihe girmesini sağladı. Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk mason localarını o örgütledi. Önce Selanik'te, ardından İzmir'de, Bursa'da, İstanbul'da; hatta Osmanlı'nın artık pek hükmünün geçmediği Kahire'de şubeler açtı. Locaların ortak genel kurulunda, Türkiye Süprem (Yüksek) Konseyi şöyle oluştu: Prens Aziz Hasan Paşa (general), Cavit Bey (İttihat ve Terakki döneminde Maliye Nazırı oldu, Lozan'daki Türk heyetinde görev aldı, Atatürk'e İzmir'deki suikast girişiminin ardından İttihatçılar'ı temizleme operasyonunda idam edildi), Jozef Sakakini Bey (Kahire locasından), Süleyman Faik Paşa (ordu komutanı), Mehmet Talat Paşa (eski Başvekil), David J. Kohen, Mişel A. Noradungyan, Osman Talat Bey (avukat), Emanuel Karasu (avukat), Dr. Rıza Tevfik Bey (senatör, filozof), Mehmet Arif (avukat), Galip Paşa (general, Emniyet Genel Müdürü), Mehmet Fuat Hulusi Bey (milletvekili, avukat), Sarim Kibar (tüccar), Mithat Şükrü Bey (milletvekili), Rahmi Bey (milletvekili, vali), Katipzade Sabri Bey (tüccar). Bir de loca yönetiminde olmayan perde arkasındaki güçlü isimler vardı Karasu'nun çevresinde. Örneğin Talat Paşa. O yıllarda gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki'ye toplantıları için Selanik'teki mason locasının (Bir İtalyan'ın mülkü olduğu için kapitülasyonlar uyarınca polis, mahkemeden özel izin almadan giremiyordu) kapılarını açtı. O da katıldı örgüte. Çabuk parladı. Uzatmayalım. Emanuel Karasu, 1912 ve 1914 seçimlerinde de İstanbul temsilcisi olarak Meclis-i Mebusan'da yer aldı. İttihat Terakki iktidarında çok zengin oldu. Denildiğine göre, devletin alım ve satımlarında aracılık yaparak komisyon alıyordu. İttihat ve Terakki'nin çöküşünden ve tüm liderlerinin yurtdışına kaçmalarından sonra o nedense İstanbul'da kaldı. Servetinin önemli bir bölümüne el konuldu. İşgal yıllarında İtalya'ya gitti. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1930'larda döndü. 1934'te son nefesini verdi. Arnavutköy'deki Sefarat Mezarlığı'nda gömülü. Adının çift m ile yazıldığı mezar taşında şöyle deniyor: "İkinci Meşrutiyet'in ileri simalarından İstanbul Mebusu Emmanuel Karasu. Ölüm tarihi: 1934." Mezarlığın kayıtlarına göre 1 Haziran 1934'te toprağa verildi.

O dönemde 80 bin Yahudi ve 20 bin kadar Sabetaycı'nın yaşadığı Selanik'te Karasu'lar önde gelen ailelerden biriydi. Emanuel Efendi'nin hukuk okuduğu yıllarda amcasının oğlu İzak Karasu tıp öğrenimini tercih etti. Muayenehane açtı. Evlendi. Bir oğlu oldu. Adını Daniel koydu. Sonra iki de kızı dünyaya gelecekti. Balkan Savaşları'nda Selanik düşünce, yani Yunanistan tarafından işgal edilince, Yahudi toplulukta büyük bir panik patlak verdi. Çoğu Avrupa yollarına düştü. Yunanlıların Selanik'e girmelerinden kısa bir süre sonra İzak Karasu, eşi ve oğluyla birlikte İspanya'ya göç etti. Tam 420 yıl sonra, kovuldukları topraklara geri dönüyorlardı. İlginç ayrıntı; İspanya 1492'de Yahudileri topluca sürmüş ama vatandaşlıktan çıkarmamıştı. Karasu ailesi Barselona'ya yerleşti. Yıl: 1912. Önce adını Latin alfabesine uyarladı. İzak oldu Isaac, Karasu ise Carasso. Sonra bir muayenehane açtı. Çok az hastası vardı, ailesini geçindirmek için zeytinyağı ticaretine de girişti. Tam da o günlerde Barselona'da çocuklar arasında salgın halinde bağırsak hastalıkları patlak vermesin mi! bir ses yankılandı belleğinde: "Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var." İrkildi. Selanik'te gün aşırı evlerine bir tepsi kaymaklı yoğurt bırakan Türk satıcının sesiydi bu. "Tabii ya" dedi, "Tabii ya." Selanik'te bağırsak hastalıklarının tedavisinde yoğurt kullanıldığını anımsamıştı. Günde üç öğün birer kâse yoğurt yediriyorlardı hastaya ve birkaç günde sağlığına kavuşuyordu. Yoğurdun nasıl yapıldığını biliyordu. Hemen ertesi gün, evinin bodrumunu hazırlamaya koyuldu. Orası artık mandıraydı. Birkaç çiftlikten topladığı sütle yoğurt imalatına girişti. Yıl:1919.

Ancak bir sorun vardı. Avrupa'da yoğurt bilinmiyordu. Evet, 1500'lerin ortalarına doğru Kanuni Sultan Süleyman bağırsak enfeksiyonuna yakalanan dostu Fransa Kralı I. François'ya bir yoğurtçu göndermişti. Ne var ki, kral iyileşince yoğurtçu sırlarıyla birlikte İstanbul'a dönmüştü. Kayıtlarda öyle yazıyordu. Isaac Carasso, ürettiği şeyin Balkanlar'da ve Anadolu'da yaygın bir tüketim maddesi olduğunu nasıl anlatabilirdi? Çareyi yoğurdunu ilaç olarak kabul ettirmekte buldu. Ve Carasso'nun yoğurdu eczanelerde satılmaya başladı! Hasta çocuklarda etkisi çok çabuk ortaya çıktı Ama Isaac Carasso bu buluşun önemini pek kavrayamayacaktı. "İlaç" tutunca, Isaac özel ambalajlar yapmayı akıl etti. Kapakları porselen, cam kaseler yaptırdı. Sıra artık ilaca patent almaya gelmişti. Onun için de bir ad koymaya. Bir ışık çaktı; neden oğlunun adı olmasın? Yani minik Daniel'in? Yaşadıkları Barselona'nın yaygın dili Katalanca'da küçük Daniel'in ya da "Daniel'cik"in karşılığı çok hoştu doğrusu: "Danon!" Ancak bu özel ad olduğu ve marka namıyla tescil edemeyeceği için sonuna bir "e" ekledi. Hoşgeldin "Danone" yoğurtları! Yoğurtçuluk çok kısa sürede Isaac'ın asıl mesleği haline gelince oğlu Daniel'i onun "tahsili" ni yapmaya gönderdi Fransa'ya. Daniel öğreniminden sonra Fransa'da kaldı, çünkü babası, Isaac Carasso dünyadan göçmüştü. 6 Şubat 1929'da, Paris'te 18'inci bölgedeki bir dükkanda "Danone Yoğurtları Paris Şirketi" kapılarını açtı. Onu 1932'de Levallois-Perret'te ilk fabrika izledi. Danone imparatorluğu işte böyle doğdu. Bugün öyle bir imparatorluk ki, o 5 kıtada at koşturuyor. Cirosu 15 milyar euro'nun üstünde. 100 bin kişi çalıştırıyor.
- Sütlü ürünlerde dünya birincisi: 18 ülkede (Türkiye dahil) 48 fabrikası var.
- Şişe suyunda dünya ikincisi: 13 ülkede (Türkiye dahil) 97 fabrikası var. - Bisküvi ve tahıllı kahvaltı ürünlerinde dünya ikincisi: 21 ülkede 53 fabrikası var.
İmparatorluğa -babasının sayesinde- adını verilen Daniel Carasso, Daniel'cik, Danone hala hayatta. 99 yaşında. Barselona'da yaşıyor. Uzun yaşamasının sırrı mı? Herhalde söylemeye gerek yok; her gün birkaç kase yoğurt!
Ve Daniel'in kulaklarında -babasının anlattığı- Selanikli yoğurtçunun evlerinin kapısını çalarken seslenişi yankılanıyor: "Yoğurtçu geldi. Kaymaklı yoğurtlarım var..."

12/10/2006

Enerji içeceklerini değerlendiren Tüketiciler Birliği Konya Şube

Enerji içeceklerini değerlendiren Tüketiciler Birliği Konya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan TEKİN: "Enerji içecekleri olarak bilinen içecekte alkol ve yüksek oranda kafein var" dedi.

Tüketiciler Birliği Konya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Tekin konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

Danıştayın satışını yasakladığı Enerji içecekleri Tarım Bakanlığının yeni tebliği ile yeniden serbest bırakıldı. Kafein oranları artırılan ve alkol içeren ayrıca bir çok hasta tüketicinin yanında, sağlıklı tüketicileri bile tehdit eden bu içeceklerin yeniden serbest bırakılmasının neye hizmet ettiğini anlamak imkansızdır. Önce toplatma kararı alan ve kendi kararını uygulamada başarılı olamayan Tarım Bakanlığının yeni düzenlemesi kaosa neden oldu.

Tüketicilerin, hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığı, etiketlerinde de yeterli bilgi bulunmayan enerji içeceği olarak bilinen içeceklerde alkol bulunduğu tespit edilmiştir. Spor müsabakalarında doping sayılan enerji içecekleri yüksek miktarda kafein içermesi nedeniyle tüketici sağlığını da tehdit etmektedir.

Alkol tüketmeyen birçok mütedeyyin tüketici tarafından da bilmeden tüketilen bu içeceklerin alkol içermesi ve bunun bugüne kadar açıklanmamış olması büyük bir hak ihlalidir. Yüksek miktarda kafein içermesi nedeniyle özellikle çocuklar, hamile ve emzikli anneler, diabetik hastaları, karaciğer yetmezliği olanlar, yüksek tansiyonu olanlar, metabolik hastalığı olanlar, böbrek yetmezliği olanlar ile kafeine hassas kişiler tarafından tüketilmesi durumunda büyük risk taşıması nedeniyle bu içeceklerin üretim ve tüketimi derhal yasaklanmalıdır.

Bu içecekler yasaklanmalı ancak yasaklanmasa bile yalnızca alkollü içecekler satmaya yetkili işyerlerinde satılmasına müsaade edilmesi gerekirken her türlü bakkal, market ve mağaza da Danıştayın yasaklama kararına rağmen yeniden satışı serbest bırakılması son derece sakıncalıdır. Bu uygulama enerji içeceklerinin alkol içermesi ve toplumun en az yarısının sağlığını tehdit eder durumda olması nedeniyle derhal yasaklanmalı yahut alkollü içkilerin satıldığı satış alanlarında satışına izin verilmelidir. Büyük, küçük her yaş tüketici gruplarının bulunduğu alanlarda satışına kesinlikle izin verilmemelidir.

Tehlikeli ENERJİ içeceklerine yeni düzenleme geldi (Alkol Belgesi için bakınız yönetmelik)
Teblliğin 5. maddesinin e fıkrası "e-) Alkol miktarı hacmen % 0.05 den fazla olmamalıdır."


12/10/2006

COCA COLA, PEPSİ COLA VE BENZERİ GAZLI İÇECEKLER İÇİN EL-EZHER&#

COCA COLA, PEPSİ COLA VE BENZERİ GAZLI İÇECEKLER İÇİN EL-EZHER’DEN HARAM FETVASI

Mısır’da İslam Dünyasının en etkin eğitim kurumlarından biri olan El Ezher, Coca Cola ve Pepsi’nin haram olduğunu açıkladı. El Ezher üniversitesine bağlı Yüksek İslami İşler Meclisi, yaptıkları bir incelemenin ardından Coca Cola ve Pepsi’nin içilmemesi gerektiğini açıkladı. Her iki içeceğin içinde domuz etinden bazı maddelerin konulduğunu tespit ettiklerini açıklayan Meclis, Müslümanları Coca Cola ve Pepsi’yi içmemeye davet etti.



Bu tür gazlı içeceklerin insanlar için zorunlu şeyler olmadığını belirten Meclis, zor durumlarda “Zarûretler haramı mübâh kılar” kaidesi gereğince domuz, içki ve ölü etinin dahi sadece ölünmeyecek kadar yenilmesine izin verildiğini açıkladı. Meclis, böyle bir zorunlu durum olmadığına göre Müslümanların bu tür ferahlatıcı içeceklerden uzak durmalarını önerdi.
Ürdün'de geçen gün uzun zamandır yapılan araştırma sonucu yapılan açıklamada, Coca Cola ve Pepsi'nin domuz'dan yapılmış bazı katkı maddeleri içerdiği açıklanmıştı.

Yine gazete haberlerine göre Letonya’da da yapay renklendirici, koku, tatlandırıcı ve kafein içeren ve aralarında Coca Cola ve Pepsi Colanın da bulunduğu yiyecek ve içeceklerin okullarda satışını yasakladı. Uygulamanın 1 Kasımdan itibaren yürürlüğe gireceği belirtildi. Bundan böyle, okul kantinlerinde şeker, colalı ve meyveli gazozlar, cips ve sakız gibi gıda maddeleri yerine, tuzsuz fındık, kuru ve yaş meyve, maden suyu ve hafif yemek türleri satılabilecek Coca Cola ve Pepsi geçtiğimiz haftalarda Hindistan’da içinde zehirli maddeler bulunduğu ve formülünün g.zli tutulduğu gerekçesiyle ülke çapında resmen yasaklanma kararı alınmıştı.

GIDA RAPORUNUN NOTU: Bu haberler, aylardır bu konuda yaptığımız yayınlarda ne kadar haklı ve isabetli olduğumuzu göstermektedir. Aşağıda bugüne kadar sitemizde bu konu ile ilgili yayınladığımız yazılarımızın link listesini sunuyoruz. Lütfen bu yazılarımızı yeniden gözden geçirmeye çalışalım ve farkında olmadan bize dayatılan ”sağlıksız yaşam tarzı”nın bir alışkanlığı olarak halen bu sağlıksız ürünleri tüketmekten vazgeçmemişsek, gecikmiş olan bu kararı almaya çalışalım. Yetmez!.. Bu kararı aldıktan sonra da yakınlarımızın ve çevremizdeki insanlarımızın bu kararı almasına yardımcı olalım. Asgari hedefimiz , bu sektörde her yıl yaşanan %15-20 lik üretim artış oranını durdurmak olmalı.

http://www.gidaraporu.com/gida_kolali-icecekler.htm